https://www.facebook.com/Aksu-Gazetesi-836498566417813/

KORONALI GÜNLER KONUĞUMUZ YAZAR VEYSEL TEKELİOĞLU

Koronalı günler de uzaktan haberlere devam ediyoruz. Bugünkü konuğumuz sevgili yazarlarımızdan Veysel Tekelioğlu. Biz sorduk, o anlattı.

18.05.2020 10:35 tarihinde yayınlandı 194 defa okundu 0 defa yorumlandı
KORONALI GÜNLER KONUĞUMUZ YAZAR VEYSEL TEKELİOĞLU
     Siz bir yazarsınız. İlginç bir başlama hikayeniz var. Bize anlatır mısınız?
             Devlet memuruyum ve arkadaşlarımın içinde azıcık da olsa kinaye yüklü tabiriyle, resmi yazılarım birer edebiyat eseridir. Madem öyle ben de gerçekten edebi eserler yazayım dedim ama bu gerçek değil tabii ki...İşin gerçeği  şu; Bir ara, hafta sonları dağcılığa kadar uzanacak doğa yürüyüşlerine merak sardım. Bu yürüyüşlerde arkadaşların doğal hallerini espri konusu ederek hikayeleştirdim. Yazarlık hayatıma halihazırda Kurgan Edebiyat Dergisinde seri olarak yayımlanan bu hikayelerimle başladım diyebilirim. Sadece internet ortamında kapalı gruplarda paylaştığım hikayelerim için 'gülmekten öldük' denmesi bana işaret fişeği oldu. Bismillah der demez romanımın adını koydum: ''Yorgunum''...Hikayelerim komikti ama  Yorgunum kitabım komik olmadı, durduk yerde ciddileşti çünkü her şey gerçekti. Bir çırpıda kırk sayfayı yazıverdim ve roman bitti. Anlayacağınız özeti özeti. Burada bir hata olmalı' deyip roman yazımın üzerine, yığınla eser okudum. En çok yararlandıklarım; Philip Stevic'in 'Roman Teorisi'  ve  Edward  Morgan Forster'in   'Roman Sanatı' ile Murat Gülsoy'un  'Büyübozumu, Yaratıcılık' adlı eserleri oldu. Roman yazımı üzerine yazılmış kitaplar, 'Bir nesrin romana dönüşmesi için en az elli bin kelime ile hikaye edilmesi gerekir' diyordu. Beni kara bir düşünce aldı. ama düşünmek gerçekten insanın ufkunu açıyormuş ve böylece açılan ufukta ben de ilerledim. ''Yorgunum''u yazmadan önce roman üzerine yazılmış kitaplardan çok yaralandım ama gerçek yazarlığın ne olduğunu Türk Ocağı bünyesinde faaliyet gösteren ''Kuşlukta Yazarlar'' topluluğundan öğrendim demek, bir hakkın teslimi için olmazsa olmazımdır.
 
          Bize çalışmalarınızdan söz eder misiniz? Ne tür kitaplar yazmayı seviyorsunuz?  Kaç kitabınız var?
             Çalışıyorum ama bir kaç iş birden: Bir taraftan hala elimi süremediğim son eserim bir taraftan da yayınevinin hazırlanmasını rica ettiği  kitapların ve arkadaşların gönderdiği çalışmaların incelenmesi, değerlendirilmesi. Şu ana kadar yayımlanmış iki romanım var. ''Yorgunum'' ve ''Yitik Balta''. Bazı kitaplarda da editör sıfatıyla imzam var. Daha çok eğlenceli, komik konular üzerinde yazmayı seviyorum ama romanlarım bunun tam tersi oldu. İçinde bir iki eğlenceli sahne de yok değil. Hikayelerim ise neredeyse tamamı eğlenceli sahneler...
 
            Sizce yazmak bir sanat mıdır?
                Roman sanatı adıyla yerli yabancı bir dünya eser var. Philip Stevich'in ''Roman Teorisi'' kitabından hareketle ve de edebi eserlerle sınırlı kalmak kaydıyla yazmaya , ''Hikaye etme sanatı'' diyorum. Ellerine kalem dahi değmemiş bazı insanlar duyduklarını, gördüklerini, yaşadıkları hadiseleri kendi doğallıklarıyla öyle güzel hikaye ederler ki onları dinlerken keyif almamak mümkün değildir. Eğitimden yoksun bir yetenekle hikaye edilen bir romanın ise kulaklara vereceği seda, bir çoban kavalının tınısından daha öteye gitmeyecektir. Yazarlar da aynı sanatçılar gibi kendilerini geliştirmek zorundadır. İzin verirseniz gerçek sanatçı yazarlarda bulunan bazı ortak özellikleri anlatmak isterim. Bunlar; hislerini söylemeden sezdirirler. Karakterleriyle  birlikte yaşarlar. Bir köylü, ahırında ki hayvanlarını yemlerken ne hissediyorsa, aynısını hissederler.  Devamlı kendilerini sorgular, geleneğin ve çağdaş yanılgının etkisinden arınırlar. Slogana dayalı düşünce ve söylem tarzından uzak, derinlikli bir düşünce bütünlüğü yakalarlar. Kalplerdeki yangını, üzüntüyü, sevinci görür, sessizlikteki çığlığı, öfkedeki kabarmayı görürler.  Gizem yaratmada ustadırlar. Derin bir bakışa sahiptirler. Üslupları çok zengindir. Kinaye ve nükte olmazsa olmazlarıdır. Ait oldukları toplumun tarihi geçmişini çok iyi bilirler, diğer toplumların tarihleri hakkında da kulak dolgunlukları vardır. Bir ilahiyatçı kadar dini bilgiye sahiptirler. Bunlardan hareketle  yazmak bir sanat, yazar da bir sanatçıdır. 
 
         Pandemi dönemi için neler söylersiniz?
            Allah'ın taktirine söz etmemek kaydıyla olmaz olsun, bir an önce ülkemizi ve insanlığı terk etsin diye dua ediyorum. Bu konu hakkında bir iki söz etmek gerekirse, insanlığın yaşamını derinden etkileyen her salgın gibi bu salgında insanlığın geleceğini derinden etkileyecektir diyor, üzerinde çok da  konuşmak istemiyorum. Bileni bilmeyeni, anlayanı anlamayanı yığınla konuşuyor zaten, bizlere pek ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Galiba edebiyatı da derinden etkileyecek! Görünen köy kılavuz istemez.
      
             Korona günleri sona erdiği zaman yeni bir kitap gelecek mi?
                Kitabımın başına hakkını vererek, oturabilirsem gelecek şüphesiz.
 
               Yorgunum romanınızla ilgili çok güzel yorumlar var. Bununla ilgili bize neler söylersiniz?
                    İnsanın kendi eseri hakkında konuşması ve yazması gerçekten zor. Bu yüzden bir anımla yetinelim; Halk arasında Mason diye tabir edilen Türk Yükselme Cemiyeti üyesi biri her nasıl olduysa Yorgunum'u okumuş. Bu şahıs beni arayıp, ziyaretime geldi ve dedi ki, ''Ben ODTÜ mezunuyum ve romanınızda ki Mehmet Manas isimli karekteri öyle benimsedim ki o dönemde sizlerin arasında olmadığım için şimdi çok pişmanım''.  Yazmaya hevesli değerli okurlar da ileride pişmanım demek istemiyorlarsa, çok okusunlar ve kalemi ellerine erken alsınlar. Başarısızlık, büyük çapta eser verme çabasının bir sonucudur. İlk yazmaya başlandığı zaman, cümleler pınar misali kalemden dökülmese de bunu aşmanın tek yolu, başlamak ve küçük küçük de olsa istikrarlı bir şekilde yazmaya devam etmektir. Romanlar bir tecrübenin yansımasıdır. Bu yansımanın kaybolmaması, zamanı gelince kullanılması için yaşananlar heybenin arka gözüne atılmalıdır. Bunun altın yoluysa, o yansımayı ete kemiğe büründürmek, bir yazıyla bir yere not edivermektir çünkü her şey her zaman hatırlanmaz. Yazarken tıkanılmışsa bunu aşmanın yolu yazdıklarını yenide okumak, insanları gözlemlemektir. Eserler hiç kimse tarafından okunmayacak gibi kaleme alınmalı, eserin okunmayacağı düşüncesi zihinde sıfırlanmalıdır. Sağlıkla kalalım.
           Yazar Veysel Tekelioğlu'na bu güzel, çok ders verici cevapları için çok teşekkür ederiz. ''Yorgunum'' kitabını okuyun deriz.
 
HABER.SEMA KUMRULU/ ANKARA

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

500

Adınız Soyadınız :

Yorumlar Yükleniyor ...
Facebook Yorumları