https://www.facebook.com/Aksu-Gazetesi-836498566417813/

KONUĞUMUZ HİPERREALİST RESSAM CANDAN MANYASLI

Günler hızla akıp gidiyor. Kalıcı olan, geride bıraktığı izler. Üretilen her şey ''Evde Kal Türkiye'' günlerinin hediyesi olarak bizlere kalacak.

29.05.2020 00:16 tarihinde yayınlandı 358 defa okundu 0 defa yorumlandı
KONUĞUMUZ HİPERREALİST RESSAM CANDAN MANYASLI
      Sanatçılarımızın yaptıkları eserler, yaşadıkları da ileriye anı bırakacak. Bugünkü konuğumuz Ressam Candan Manyaslı. Pandemi günlerinde neler yaptığını biz sorduk, o anlattı;

       Sevgili Candan Manyaslı sizi tanıyabilir miyiz?
         Ben 1966 Bursa doğumluyum. 18 yaşından itibaren eşimin memuriyetinden dolayı güzel ülkemin çeşitli yerlerinde bulundum. Tunceli, Iğdır, İstanbul'da yaşadım. 30 yılı aşkın süredir Ankara'da yaşıyorum. Garip bir sevgim var bu şehre karşı. Çocukluğumdan beri resim yapıyorum. Karikatür bile çizdim gençlik dönemimde. Resim sanatı beni öyle bir çekti ki içine, kendimi buldum. Her gün yeniden var oldum diyebilirim.
 
         Resimleriniz o kadar gerçek ki... Zor bir çalışma olmalı?
           Ben hiperrealist  tarzda çalışmaya bir tesadüf sonucu başladım. 2014 yazında, oğluma hazırladığım bir öyle yemeğinde, ''Dur bir dakika yemeğe dokunmadan sofranın fotoğrafını çek'' dedim. Sıradan mütevazi bir öğlen yemeğiydi. Oğlum eğitimini aldı. iyi fotoğraf çeker. Ben yemekleri hazırladım o fotoğraflarını çekti. İki kişilik ekip olduk, epey titiz çalıştık. Daha sonra ben, sofralar kurmaya resmetmeye devam ettim. Artık fotoğrafları da kendim çekmeye başladım. Müthiş keyif verici ve yorucu bir iş. Baktım ki Avrupa ve Rusyada da hiperrealist çalışmalar çok moda... Bu akıma uydum. Hiç vazgeçmedim.. Yemeklere uzun uzun bakarım, incelerim. Yemek, sofra, yiyecek çok özel bir konudur. Her zaman keyif verir. İzleyene de. Zor mu?  Elbette..kolay diyemem.
 
         Bize çalışmalarınızı anlatır mısınız? Örneğin yaptığınız baklava çalışmanızı?.
               2014 yılında baklava resmi yapmıştım. Daha gerçeğe ulaşmalıyım diye düşündüm. Elle dokunabileceğim bir şey olmalıydı. Magnet yapmaya karar verdim. Günlerce hangi materyalleri kullanabilirim diye düşündüm. Önce ahşap kestirdim. Beğenmeyince, saatlerce bıkmadan, usanmadan çalıştım.Baklava, gerçek yapımı kadar zordu. Haftalarca magnet yaptım beğenmedim attım. Gerçek sanılmalı, o derece benzemeliydi. Sonunda doğru materyalleri bularak, gerçek boyutta cevizli, fıstıklı şerbeti yeni dökülmüş hissi veren parlaklığa kavuştum. Her gün bir kaç adet yapıp, stres atıyorum.
 
           Başka hangi tekniklerle resim yapıyorsunuz?
                Ben her türlü teknikle resim yapıyorum. Kara kalem, sulu boya, yağlı boya...Yemek, kadın, sokak çalışırım. Hatta, çocukluğumda ateşliyken gözlerimin önüne gelen renk ve şekilleri tuvalime aktardım.Belki halüsinasyon şeklinde gördüğüm o şekiller, resmimin konusunu oluşturdu. Edebiyatı çok severim. Öykü ve şiir yazıyorum. O da sanatsal çalışmalarımın yanında biraz gölgede kalmış bir alan...
 
             Sizce sanat nedir?
                 Belki de yaşamın bir taklidi..Sanat üzerine kafa yormuş çok değerli üstatlar var. Ahmet Cemal der ki; ''Yaratıcı düşüncelerin doğum yeri, beyindir. Sanatın biçimleri ya da dili ancak  beyinden yansıyan bu düşüncenin dili olabileceği ölçüde sanatsal biçimler ya da sanatın dili niteliğini kazanabilir'' Katılmamak mümkün değil. Bence, duygu ve düşüncenin yaratıcısından çıkıp somutlaşmasıdır, sanat eserleri. Hangi alanda olursa olsun, somutlandığı anda da artık o ortak bir şeydir. Herkesin mutluluk duyacağı, kafa yoracağı bitmiş bir eser bile olsa izleyenin eksiltip yerine koyacağı ortak bir oluşum. Ancak, eser yine de yaratanın kararıyla noktalanır. Biraz karmaşık gibi...
 
           Eleştirilere nasıl bakıyorsunuz?
             Yaptığım hiperrealist çalışmalar bazı çevrelerce acımasızca eleştiriliyor. Hatta, fotoğraftan farkı olmayan bu çalışmalara ''Sanat eseri'' denemez diyenlerde var. Başka türlü de eleştirinin ötesinde, sanal ortamda bunların doğrudan fotoğraf olduğunu iddia edip itham edenlerde oldu. Zor ama gülüp geçmeye çalışıyorum. Bir resmim için 35-40 saat gibi bir süre harcıyorum. Bazen yemek yemeği bile unutuyorum. Gözlerim etkileniyor, bir süre çift görüyorum. Çıkardığım esere değer diye düşünerek, bir sonraki resim için  hazırlıyorum kendimi. Hiperrealist sanatçı kendi sabrını test eden kişidir. Hal böyleyken eleştirilere değil ama ithamlara epey güceniyorum doğrusu. Eleştirel bakanlara da iyi niyetli oldukları sürece saygı duyuyorum.
 
            Evde oturduğumuz şu günlerde neler yapıyorsunuz? Pandemi sizde nasıl duygular uyandırdı?
               Pandemi süreci benim çalışmalarıma hız kattı diyebilirim. Pek çok sanatçı arkadaşım gibi ben de saatlerce atölyeme kapanıp üretiyorum. Ancak; bu süreç yinede çok can sıkıcı ve kimsenin hazırlıklı olmadığı, alışık olmadığı bir durum. Üretmek için fırsat gibi görünse de özgür hissetmiyorsunuz kendinizi.Sanatçılar özgürlüklerine düşkün insanlardır. Bu anlamda zorluk var. Bütün dünya aynı durumda. Sağlığımızı korumak zorundayız ve bize tavsiye edilen bütün kurallara uymak zorundayız. Bunu da aşacağımıza inanıyorum. Bu dönemde üretilen her yapıt bu günleri hatırlatacak bir belgesel niteliği kazandıracak eserler olacak. Son olarak size de sağlıklı günler diliyor ve çok teşekkür ediyorum.
           Candan Manyaslı'ya bu samimi anlatımları için çok teşekkür ederiz. İyi ki sanat var, sanatçılarımız var...
 
HABER:SEMA KUMRULU/ ANKARA

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

500

Adınız Soyadınız :

Yorumlar Yükleniyor ...
Facebook Yorumları