https://www.facebook.com/Aksu-Gazetesi-836498566417813/?ref=bookmarks

GOCA YÖRÜK DEDEMİN ANISINA

Bir gün dedemi çok dalgın ve üzgün ,hasret çeker gibi derin bakışlarını gördüm gözlerinde ,tabi hemen yanaştım yanına ,bende dedemin baktığı yöne doğruldum sadece dağları,ovaları gördüm ve o koca çınar içini çekip, kara kızım ne kadar bakarsan bak benim dağlar da ovalar da gördüğümü sen göremezsin.

29.11.2017 15:26 tarihinde yayınlandı 864 defa okundu 1 defa yorumlandı
GOCA YÖRÜK DEDEMİN ANISINA
tabi ki bende dedemin bu sözleri müthişşekilde merak uyandırdı.merak ettim, benim göremeyipte dedemin gördüğü ve hissettiği duygular nelerdi....?
Sadece sordum.

Ben: Ne gördün dedem ?

Durdu arkasına yaslandı. Ve ağzından şu cümleler dökülmeye başladı.
Yükseklere çıkmak, uçsuz bucaksız bozkırlara, yeşil ovalara, kıvrım kıvrım akan, suları berrak derelere, yemyeşil çayırlara, alçak tepelere, pıynarlı yakalara dağlardan bakmak, burcu kokulu kabardıcın gölgesine yaslanmak, ağacın gövdesine dengilmek, çayıra uzanmak, keçilerin çanlarını, eğrekteki koyunların melemelerini, develerin hataplarındaki havan çanlarını dinlemek, öküzlerin böğürmelerini sığırtmaç düdüğüyle beraber duymak, danaların tozu dumana katışını görürken hergelecinin sıklığını duymak, atların kişnemesini, ineklerin böğürmesini, horozların ötmesini, koyunların melemelerini duymak, kaval sesiyle geçmişe dalmak, cura sesiyle uyanmak, kemençe sesiyle sevdayı hatırlamak, tekenin kayadan kayaya sekmesi, böğelek tutmuşdüvenin koşuşturması, kısrakların suya dörtnala gitmesini görmek ne zevkliydi benim için..
_ Dedem bunları anlatırken sanki ikimiz bir oba çadırındaydık. O kadar güzel anlatıyordu ki, dinlemeye doyamıyordum.Dedemin konuşması bitmesin diye hemen demli çayını karıştırıp eline veriyodum.Dedem bi çayından içiyordu,bi yandan da anlatmaya devam ediyordu.Ben de yüzümü iki elimin arasına aldım büyük bir heyecanla dinliyordum.
Yaslandığınız yerden doğrulur etrafa iyice bakarsanız, öbek öbek çadırları, önünde koşanları, cıngırak oynayan çocukları, elinde bakraç koyun sağmaya gidenleri görür, göz kapaklarını kaldırır daha uzaklara bakınca, daha yüksek dağları görür, kim bilir orası nasıldır der ve özlem duyarsın karakızım demişti.
 Karşı yamaçlara serpilmişobalar, oymaklar yeşillikler içerisinde küme küme yerleşmiştir. Doğa cömert, yeşillere bezenmişyeryüzü, gökyüzündeki mavilikler arasına serpilmişpamuk yığınları gibi bulutları hep bir arada görünce, geçmişi ve geleceği bir arada hayal edersin. Hele ki ilk defa bütün bu güzellikleri görüyorsan kızım dünyayı yeniden keşfettiğini sanırsın.Oysa Yörük obasının insanları, o güzelliği sanki içlerindeymişgibi her gün görüyorlar, uzak kalınca da yayla hasretiyle yanıp tutuşuyorlar benim gibi ...
İşte dedim ya baktığın dağda, bayırda ,ovada göremezsin anlayamazsın. Ancak bu duyguları oralara gidip yaşaman gerek. Ve ben oracıkta o koca çınardan yani dedemden bir söz aldım ,bir daha ki geldiğim de dedem ile bizde aslımız olan yörük obasına çadıra gidicez diye,
Fakat ben bir daha ki gittiğim de o koca çınar yoktu.....
Dedem tüm özlemlerini,obaya olan hasretini, o güzellikleri görmeyi bana bıraktı.
Ve ben bir oba göçüne gideceğimizi beklerken dedem cennete göç etmişti......

Rabia ÖZAL

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

500

Adınız Soyadınız :

Yorumlar Yükleniyor ...
Facebook Yorumları