https://www.facebook.com/Aksu-Gazetesi-836498566417813/

ESKİ TÜRK İNANÇ SİSTEMİNİN VARSAK MEZAR TAŞLARINA YANSIMASI

Çoğu tarihçiler, Varsaklar'ın, Türkmenlerin Üç-Ok koluna mensup oldukları hakkında ittifak içerisindedirler.

29.07.2020 12:34 tarihinde yayınlandı 273 defa okundu 0 defa yorumlandı
ESKİ TÜRK İNANÇ SİSTEMİNİN VARSAK MEZAR TAŞLARINA YANSIMASI
 Çukurova tarihi ve buradaki Türkmen aşiretleri üzerinde kıymetli araştırmaları bulunan merhum Faruk Sümer, Anadolu'daki diğer bölge ve yörelerde yaşayan göçebe ve yerleşik Türk halkı gibi, Varsaklar'ın da Türkmen olduğunu belirtmektedir[1]. Ayrıca Aşık Paşa-Zade ve diğer Osmanlı tarihlerinden, onların Oğuz veya diğer adıyla Türkmenlerin Üç-Ok koluna mensup oldukları XIV. yüzyılın ikinci yarısının ortalarında yazılmış olan bir Memlük inşa kitabındaki Türkmen boylarına ait bir listede de Varsaklar, "Tarsus Türkmenleri" olarak belirtilmektedir.
 
Bu görüşlerin aksine Mehmet Eröz, Varsaklar'ın Bulgar Türkleri'nden[2], A. Mecit Doğru ise, bunların eski bir Bulgar boyunun adı olduğu ihtimali üzerinde durmaktadırlar.[3] Ancak bu fikirleri teyit edip doğrulayıcı mahiyette açık bilgiye rastlanamamıştır.
Xl. yüzyılın ortalarından itibaren Türkmenler'in kalabalık kitleler halinde Anadolu'ya girip Doğu Anadolu'nun önemli bir bölümüne hakim olmalarının ardından, 1064 yıllarında da Varsaklar'ın Kars tarafından Anadolu'ya girdikleri belirtilmektedir[4].
Varsaklar günümüzde de yoğun olarak yaşadıkları Kazan, Feke, Düziçi, Saimbeyli topraklarına, Kozanoğulları döneminde yerleşmişler ve bu bölgeleri kendilerine yurt tutmuşlardır. Öte yandan çeşitli tarihlerde, Varsakların Antalya, Konya, Aksaray, Kırşehir, Aydın, Mersin ve çevresine göçlerine şahit olmaktayız. Kıbrıs'ta da az da olsa Varsaklar yaşamaktadır.
Varsak Türkmenleri arasında Eski Türk inançları içerisinde önemli bir yer tutan "Yer-Su" kültünün izlerini açık bir şekilde görmek mümkündür. Yer-Su kültüne bağlı inanç sistemi içinde taşların ve kayaların kutsallığına inanılmaktadır. Eski Türk inanç sisteminde taşın içinde bir kuvvet kaynağı, bir ruh, bir mana olduğuna inanılır. [5]
Orta Asya'daki ve Anadolu'daki birçok adak ve ziyaret yerleri taş yığınlarından meydana gelmiştir. Özellikle dağ geçitlerinden ve dağ bellerinden geçen yolcular buralarda bir kazaya veya bir felakete uğramamak için yol ve geçit iyelerinin (ruhlarının) gönüllerini hoş etmek amacıyla bir taş parçasını oraya bırakıp gittiklerini öğreniyoruz. Özelikle Sibirya'da bu tür taşlardan oluşan kümelere rastlamak mümkündür. [6] Yine Anadolu'da kayaların üzerindeki çeşitli izler ve çukurlar, efsaneleriyle birlikte bir takım yatırlara ve kahramanlara mal edilmektedir.
Aynı zamanda taşlar ve kayalar, Türk destanlarının, Türk efsanelerinin ve çeşitli evliya menkıbelerinin meydana gelmesinde önemli rol oynamışlardır. Ziya Gökalp, Oğuzlar'ın ''Kutlu dağ" adını verdikleri kayaya saygıları devam ettiği müddetçe büyük bir devlet halinde yaşadıklarını belirtmektedir. Ancak asırlar sonra Türklerin kutsallığına inandığı, milletin birliğini ve beraberliğini sağlayan, memlekete bolluk ve bereket getiren "kutlu kaya”nın Çinlilerin hilesi ile anayurttan taşınması ve Çin'e götürülmesi Türklerin felaketine sebep olmuştur. Kutlu kayanın Çin'e taşınmasıyla bir anda bütün sular kurumuş, bütün yeşillikler sararmış, havanın rengi dahi yaslı bir görünüm arzetmiştir. Oğuzlar artık bu ülkede "Yer-Su" ruhlarının kendilerini istemediğine inanmışlar, göç buyruğuyla buradan kovulmakta olduklarını düşünerek üç bölüme ayrılmışlardır. Dolayısıyla eski düzenleri bozulmuştur. Türkler, başlarına gelen felaketlerin sebebini bu kutlu kayanın parçalanmasında görmüşlerdir. Ziya Gökalp ise, bu kutlu kaya'yı milli ruh, milli kültür ve milli şuuru belirten bir sembol olarak görülmektedir.[7]
Eski Türklerin Yer-Su kültüne bağlı inanç sistemi içinde yer alan "Ağaç ve Orman" kültü Varsak Türkmenlerinde de önemli yer tutmaktadır.  Eski Türklere göre dünya, kötü ruhların bulunduğu “yeraltı”, insanların yaşadığı “yeryüzü” ve Tanrıların ve iyi ruhların var olduğu “gökyüzü” olmak üzere üç kattan oluşmaktadır. 
Orta dünyada yaşayan insanların etrafında ise periler bulunmaktadır. “Yer-su” ruhları da orta dünyada bulunmaktadır. Alt ve üst, iyi ile kötü arasında daima bir mücadele olmakta ve insanlar bunlardan birini seçmek zorunda kalmaktadır. 

Türkler; üst yerin birleşik yapılı olduğu, bu yapıda gök, güneş, ay, yıldız ve dokuz evrenin bulunduğu; yer üstünde Gök tanrının ve iyi kimselerin ruhlarının yaşadığına inanılmaktadır. Yer altı ise kötülüğün ve kötü ruhların bulunduğu yer olarak algılanmaktadır. 
İşte bu yer altı, yer üstü ve gökyüzünden oluşan 3 alemi birbirine bağlamayı ifade eden “kozmik” ağaç eski Türklerce kutsal kabul edilmiş "hayat ağacı"dır. Tanrı kutunu temsil eden kutsal ağaç, hayatın kaynağıdır, sürekliliğinin teminatıdır. Kutsal ağacın yok olması ile orada hayatın biteceğine inanılmıştır. 
Ağaç kültünün izlerine Antalya’daki Varsaklarda da rastlamaktayız. Varsaklar’daki mezar taşları adeta Eski Türk Kültürünün izleri ile doludur. Mezar taşlarına eski Varsaklılar duygu, düşünce ve inançlarını nakış nakış süslemişlerdir.
 
[1] Faruk Sümer, "Çukur-Ova Tarihine Dair Araştırmalar”, Tarih Araştırmaları Dergisi; Ank. 1963 c. ı s. 71-72
[2] Mehmet Eröz, Hıristiyanlaşan Türkler, T.K.A.E.; Ank. 1983, s: 43-44
[3] A. Mecit Doğru, Yukarı Kür Boylarının Yer Adları üzerinde Bir Araştırma/f:D.A.V., Istanbul, 1985, s. 87
[4] Fahrettin Kırzıoğlu, Kars Tarihi, Istanbul, 1953, C. 1, s. l47c148; A. Mecit Doğru, a.g.e.; s. 87
[5] Annamaire Schimmel, Dinler Tarihine Giriş, Ank, 1955, s. 12; Hikmet Tanyu, Türklerde Taşla ilgili inançlar, Ank, 1987, s. 21-24.
[6] Yaşar Kalafat, Doğu Anadolu'da Eski Türk İnançlarının izleri, Ankara, 1990, s.36; Kutlu Özen, Sivas ve Divriği Yöresinde Eski Türk İnançlarına Bağlı Adak Yerleri, Sivas 1996, s.15
[7] Ziya Gökalp Türk Töresi, Haz: Hikmet Dizdaroğlu, Ankara, 1976; s. 89-90;Tanyu, Türklerde Taşla ... s. 39-40.

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

500

Adınız Soyadınız :

Yorumlar Yükleniyor ...
Facebook Yorumları