https://www.facebook.com/Aksu-Gazetesi-836498566417813/?ref=bookmarks

ÇOBANLIKTAN FİKRET OTYAM'A UZANAN BİR HAYAT

Ressam Memik Kibarkaya'nın ilginç hikayesi; Kahramanmaraş'ın Pazarcık İlçesinden başlayarak, Ressam Fikret OTYAM'ın resim sergisine kadar uzanıyor. 1950 yılında 9 çocuklu bir ailede dünyaya gelen KİBARKAYA, ne yazık ki 3 kardeşini küçük yaşta kaybeder.

23.05.2019 09:50 tarihinde yayınlandı 164 defa okundu 0 defa yorumlandı
ÇOBANLIKTAN FİKRET OTYAM'A UZANAN BİR HAYAT
   Göçebe ailenin okutulmayan çocukları günlerini keçi ve davar güderek geçiriyorlardı. Kibarkaya o günlerde, çoban kültüründe var olan, keçi sütü ve incir sütünün mayalanması ile elde edilen teleme peynirini kuru ekmeğine azık yaparken; doğanın ona sağladığı imkanlar dahilinde, kayalara çamurla resimler yapar, taşları kırıp içindeki desenleri inceler, kelebek, yusufçuk gibi kuşları takip ederek uzun uzun renklerini izlerdi.
Tek arkadaşı ise, köpeği Apal. Bütün yiyeceklerimi onunla paylaşırdım diyen Kibarkaya, çobanlık yaptığı sırada Apal'ın bir yılanı öldürerek hayatını kurtardığını üzülerek anlatıyor. Apal ise 2 yıl sonra kuduzdan ölünce, veteriner olmaya karar veriyor. 
    Kibarkaya’ya annesini sorunca; ''Annem bugünkü teknolojinin tamamıydı. Elektrik süpürgesi oydu, bulaşık makinesi oydu, telefon oydu. Annem her şeydi. Desen çizer, halı dokurdu'' diye anlatıyor. Annesinin desteğiyle 9 yaşında ilkokula başlayan Kibarkaya ailenin tek okuyan çocuğu oluyor. 1968 yılında annesini kaybedince, 1 yıl yeniden çobanlık yapıp ortaokula  zorluklarla gidebiliyor. Ortaokul yıllarında, resim-iş derslerinde, kemikten kitap açacağı, kül tablası, tahtadan arabalar yapmaya başlıyor. Atatürk resimlerini ise, Cumhuriyet Bayramı'nda kartonlara çizip  taç şeklini veriyor. ''Bayramlarda bütün okul o taçları takardık'' diyor. Hayatında hiç bisiklet görmediği halde tahtadan yaptığı bisikletini zevkle anlatıyor. Lise yıllarına geldiği zaman ise, Pazarcık İlçesinde okul olmadığı için evden kaçıp, okumak için geldiği Kahramanmaraş'ta arkadaşlarının evinde kalan Kibarkaya’nın eğitim direnişinin karşısında, babası da boyun eğmek zorunda kalıyor. Lisede müzik dersini seçmesine rağmen, ders esnasında sıra arkadaşının resimlerini yaparak resim öğretmeninin dikkatini çekerek birlikte resim çalışmalarına başlıyorlar. Yaptığı  resimler okul duvarlarını süsleyen ressamımız, ilk yıl üniversiteye, yüksek puan aldığı halde Veterinerlik olmadığı için gitmeyip, 1 yıl Pazarcık Köprüağzı köyünde vekil öğretmenlik yapıyor. Kibarkaya'nın tek isteği veteriner olmak, Pasteur’ü tanımak. ''Köpeğim Apal'ın ölümü benim hayatımı bu yönde belirledi'' diyor. Bir yılın sonunda Fırat Üniversitesi Veterinerlik Fakültesini kazanarak en büyük hayaline kavuşuyor. Üniversite yıllarında, yaptığı Mehmet Akif tablosu ise üniversitenin giriş kapısına asılıyor. 
               5 yıl sonra ressamımız bir Veteriner Hekim olarak çalışma hayatına başlıyor. İlk tayini, Kayseri Et-Balık Kurumu Müdürlüğü’ne çıkıyor. Hayvanların gelişi güzel kesilmesine dayanamayarak, ''Ben hayvanları iyileştirmek için varım, onlara eziyet etmek için değil'' der ve istifa ederek veterinerliğe başlar. Bürokrasiye geçişi ise, Afşin ilçesinde Kaymakamın izinli olduğu bir zaman diliminde, Kaymakamlığa vekalet etmesiyle başlıyor. Kaymakam Vekilliği sırasında, okulların ve camilerin bakımsız olduğunu görüp, validen zor izin alarak, köylere Hizmet Birliği kurduruyor. Oradan gelen parayla, ilçeye 2500 okul sırası yaptırıyor, 1 milyon kayısı fidanı dağıtıyor, okul ve camilerin onarılmasını sağlıyor. Afşin'in Topaktaş köyüne halıcılık kursu açtırarak, halı tezgahını, desenlerini, ipini kendisi temin edip, yapılan halıları Kayseri'de satıyor. Bu satıştan elde edilen gelirle köyün çehresini değiştiriyor. Topaktaş köyüne  buzdolabı, çamaşır makinesi ve televizyon girmesini sağlıyor.
                 1994 yılına gelindiği zaman  Kibarkaya, Pazarcık'a Belediye Başkan adayı olup kazanamayınca, Ankara'da Tarım Bakanlığı Hayvancılık Geliştirme Daire Başkanlığı günleri başlıyor. Toplu Tarım Projesi hazırlanmasını gündeme getiriyor. ''O kadar çok proje ürettim ki, belki de o yüzden daire başkanlığı görevimden, Etlik Veteriner Araştırma Enstitüsüne sürüldüm'' diye anlatıyor o günleri. Bir müddet sonra, hayallerini gerçekleştirebilmesi için, Atom Enerjisine Uzman Veteriner oluyor. 6 yıl çalışıyor.
               Hayatının dönüm noktası ise, Ressam Fikret OTYAM'ın sergisine tesadüfen uğramasıyla oluşuyor. OTYAM'ın, çalışmalarını çok beğenmesi üzerine, ''İstifa et gel'' demesi Kibarkaya'nın artık sadece sanat hayatına başlamasına sebep oluyor. 2000 yılında başladığı resim çalışmalarına, 2007 yılından beri, aktif olarak devam eden sanatçımız yüzlerce karma sergiye katılıp, bir çok kişisel sergi açtı.  Koleksiyoner de eserleri bulunuyor.
               ''Sanatçı istiridyeye benzer. İstiridye, içine giren kumdan rahatsız olup etrafına inci dokur'' diyen Memik  Kibarkaya'nın yeni hayalleri, romanının yazılması ve doğduğu yerde müze açmak.
                       Söyleşi bittiği zaman, bu hayat burada bitmez dedirtiyor insana. Teşekkürler Memik KİBARKAYA.
 
SEMA KUMRULU/ ANKARA

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

500

Adınız Soyadınız :

Yorumlar Yükleniyor ...
Facebook Yorumları