https://www.facebook.com/Aksu-Gazetesi-836498566417813/

ANTALYALI KİME DENİR?

Yerlisi olan bizler bile saramamışken bu şehri...

29.07.2020 12:37 tarihinde yayınlandı 103 defa okundu 0 defa yorumlandı
 ANTALYALI KİME DENİR?
Sahip çıkalım güzel Antalya'mıza derken, genç nesilimiz hariç, olgun Antalyalılarla biraz söyleşi yapalım dedik...
Antalyalıların pek çoğu Melek ebe, Nuzhet ebe ve Ebe Seher'in eline doğmuştur, tanımıyorsan Antalyalı değilsin..
Bostepeli Adil'i, İğneci Vasfi'yi, Vali Şöförü Çakır Ali'yi, Ekizlerin Mustafa'yı tanımıyorsan, Antalyalı değilsin,
Tororo Hasanyo, Davulcu Beşi, Karakedi, Gümüş, Hamal Doktor, Süslü Ayşe, Sidikli Zarife, Adaş, Ceylan, Deli Hüseyin, Kör Ali, Fıstıkçı Melahat, Akoğlan, Macuncu Bekir, Dellal Akif, Cüce İdris, Kadayıfçı Mustafa vb. gibi Antalya'ya mâlolmuş ekaliyet dediğimiz Antalya yerlilerinden tanıdığı, arkadaşı olmamış, onları okulda, kahvede ve maçta görmemiş, sohbet edip ağlayıp gülmemiş Dostlarımız Antalyalı sayılmaz..
 
Karaalioğlu parkındaki Mısır kazanlarından, Tophane'nin sütlü kaynamış mısırlarından yemek nasip olmamış, Antalya'nın yerli çekirdek karpuzunu tarlada taşa çalıp kırarak yememiş, mor üzümünü tatmamış, Turunçgillerden reçellerini yapıp yememiş, Finike portakalını ikram etmemiş, Alanya ve Gazipaşa muzunu bilmeyen, bilhassa Alanya soğanını tatmayan ben Antalyalıyım demesin, Antalya'da yaşıyorum desin..

Festival Çarşısı'nda Karagöz Hacivat oynunda kendisini kaptırmayan, Boncuğun çadırında İsmail Dümbüllüyü, Suna Sunay'ı, Karaalioğlu parkında kurulan Lunapark gazinosunda Ahmet Gazi Ayhan, Yıldız Ayhan çiftini izlemeyen.. Elhamra, Yıldız, Saray, Şehir, Gebiz sinemalarında film seyretmeyen, Belediye çocuk tiyatrosuna gitmeyen, Anne ve komşularıyla iskelede fenerin dibinde piknik yapmayan ben Antalyalıyım demesin..

Yonca altını bilmeyen veya büyüklerinden dinlemeyen, Eski Değirmen önü meyhanelerinde roman dansı ve raks izlemeyen, Üçkapılar Karakaş, Yenikapı vatan ve topal Necati'nin kahvelerinde bilardo ve oyun oynayıp gününü geçirmemiş, bilhassa Vatan kahvesinde Ebili'yi tanımayan, yine Karakaş camii önünde tek tekçilerde dostça oturup yine dostça kalkmamış akşamcılar, Hasan Antalya'nın nefis tandırını yememiş, Ankara, Şehir ve 7 Mehmet restaurantlarının mezelerinin tadını tatmamış dostlarımız Antalyalıyım diyemez, Antalya'da yaşıyorum desin..

İki kapılı handan girmeyip tek kapılı handan çıkmayan, özellikle bu hanların altında çay veya nargile içmeyen, Beyaz bina dolmuşuna binmeyen, Karanlık sokağı, Çikin obayı bilmeyen, Melli sokağını hiç duymamış olan, Kuyumcular içindeki trak kahvesi ve o gizemli eski iş merkezi yerlerini bilmeyen, şimdiki Akay Antalya'nın yerinin tuz deposu olduğunu, yanındaki işçi kahvesinin nasıl renkli bir görünümü olduğunu ve yanında küçük Parlak restorantın o arastadaki hadi ağam, bubacım seslerinin yükseldiği, İskelede Baba'nın yeri ve Lara Çağlayan restaurantta Giridanın taratorlusunu ve pilakinin tadını tatmayan, Mermerli, İskele Kumluk, Kipranoz, Deliktaş, Hamitbey ve Adalar plajında denize girmeyen, Rahmetli Zeki Müren'i Derya Motelde görmeyen ve sohbet etmeyen Antalyalıyım demesin..

İnönü kız meslek lisesinde bir kız arkadaşı olmayan, defterlerin arasında mektup alışverişi yapmayan, Şarampolde Kaner, Atatürk caddesinde Şanzelize ve Roma pavyonlarında sıradışı bişeyler yaşamayan, Kilit eczanesinden 777 limon kolanyası almadıysan, Lemi'den kumaş alıp Ali Tacir'e pantolon diktirmediysen, şık giyinip te Terzi Nevzat'ı (Karaca) bilmiyorsan, demirciler içi ve Kalekapıdan talaşlı buz alıpta ipin elini kestiğini hissetmediysen, Boklu derenin o meşhur kokusunu koklayıp ve taşmasını izlemediysen, Konyaaltı caddesinde Matmazel ve Mösyö den giyinmeyip veya o vitrinleri seyretmemişsen, Atatürk, İnönü, Merkez, Hızır Reis, Çağlayan ve Antalya liselerinden bir ikisinde mazin Yok ise, Kaleiçinde Ali Kaval'dan ipek gömlek ve Gabardin pantolon giymemişsen, Yine Kaleiçiden Hacıbey,  Sakıp ve Feym abi gibi müzik markalarınla tanışıklığın veya sohbetin yok ise, Erdal İyiöz"ün bestelerinde ve türkülerinde yaşamamışsan, Gültekin Çeki gibi bir sanat virtüözü ile öğünmemişsen, Mehmet Algın, Necip Nugay ve Servet Altan'ın kulaklarımıza bıraktıkları nağmelerini duymamışsanız Antalyalıyım diyemezsiniz..

İbruştan Kazandibi, Tektat dan dondurma, Kent pastanesinden Profiterol ve tavuk göğsü tatmadıysanız, Piyazcı Sami, Paçacı Şaban, Paçacı Şemsi, Börekçi Tevfik Usta, Zamoranın Talaş böreği ve 18 in boğaçasını tatmadıysan sadece Antalya da yaşıyorum diyebilirsiniz..

Antalyasporun Yenikapı Su Spor, İlk Işık Spor ve Ferrekrom Spor kulüplerinin birleşmesiyle meydana geldiğini bilmeyen, Esti'yi, Öküz Metin'i, Büyük Bülent'i, Tanju'yu, Ali Rıza'yı, Daboviç'i, Militoviç'i Büyük Mustafa'yı, Ustura  Ahmet'i, Kepçe Erdal'ı Atatürk stadyumda seyretmeyen Antalyalıyım demesin, Antalya'da yaşıyorum desin..

Eski Kırk daierelerinin yapımının gizemli görüntüsünün merak saikası olarakta gözlemlememiş olanlar, Ramazanda oruç tutanla tutmayanın kardeşçe nasıl yaşadığını bilmeyenler, Muratpaşa ve Balbey camilerinde her hafta mevlüt okunduğunu ve mevlüt şekeri almak için Giritli, Macur ve Roman sınıf arkadaşlarının nasılda muzipçe oyunlar oynadığını görmeyenler ve bu anlatılanlara binlerce ilave olarak Antalya'nın özelliklerini bilmeyenler Antalyalıyım diyemez..

Tünektepeden mehtabı seyretmemiş, Varyant'tan yakamozları izlememişsen, Barlar sokağından Şen gönüllere uzanamamışsan, Yeşilinden mavisinden bir tatlı huzur almamışsan, Karaalioğlunda bir kahve içimi denizle bütünleşmemişsen, hele hele belediyenin arkasındaki aşıklar yolundan sevgilinle el ele geçmediysen sen Antalyalıyım diyemezsin, sadece Antalya'da yaşıyorum diyebilirsin...

Saygılar..
Teşekkürler..
Bülent Kantarcılar  Cevat Alp

Yorum Yapmak İçin Tıklayın

500

Adınız Soyadınız :

Yorumlar Yükleniyor ...
Facebook Yorumları